the man who sol(ve)d the world

RSS

kopuk halkanın akibeti

Efendim bildiginiz üzere dogada bitkileri otçullar, otçullari etçiller yer ve geriye kalanlar ayristiricilar vasitasi ile tekrar topraga kazandirilir. Bu basit zincirde eger bitki (muhtemelen iklim sartlarindan) fazla mahsul vermeye kalkarsa otçullarin sayisi artar, artan otçul sayisi daha fazla besin bulabildigi için etçil sayisini arttirir ve artan etcil sayisi otçul sayisini dengeye getirir. Etciller arasindaki çetin rekabetten ve sayi artisindan kaynaklanan yiyecek azalmasindan dolayı bazilari ölür.Bu durumda bir hayvan türünün sayisi asiri iklim degisiklikleri disinda kolay kolay degisime ugramaz. Hayvanlar arasindaki bu denge besin zincirini ifade eder. Bu zincirde her hayvan avcisinin/kurbaninin meziyetleri(sessizlik, kamuflaj, hiz, güç…) üzerine gelismis meziyetlere digerlerinden az sahip olan avlanilarak/beslenemeyerek öl(dürül)müs geriye kalan her kusak bir sonrakine gen yoluyla bu meziyetleri geçirmistir. Bu olaya da dogal seçilim denilmektedir. Insan zeka üzerine gelismis neterlandlarla kapistigindan dolayi midir, kazara atesi bulup pismis et yemesi sonrasi çenesinin küçülmesi ve beyine yer açilmasindan dolayi midir bilinmez diger canlilardan az buçuk daha zeki olmasi icabi ile kendi besinini üretebilmis ve bu zincirden(ayni zamanda seçilimden) siyrilmayi basarabilmis yegane hayvan olarak su zamana kadar varligini devam ettirebilmistir.

Insan her ne kadar dogal seleksiyonun disinda kalsa da aktarimsal genetik degisim yüzünden çok yönlü bir ayrimdadir. Bu ayrimda ulasabilecek noktalar;

  • Sabite yaklasik alternatifler (uzun sürede imkansizdir)
  • Geri evrim geçirerek tekrar zincirin bir halkasi haline gelme
  • Kitlesel yok olus teorileri (detaylandirmaya gerek görmüyorum)
  • *(Kendi ürettiğim bir fantezi)

Sabite Yaklasik Alternatifler

Her memeli gibi insan da ögrenerek ve aktararak gelisimini gerçeklestirir. Bu aktarimin sabit bilgi içerigi ile tam anlamiyla saglanmasi veya üzerine eklenmis bilginin eksik aktarimi, devamli suretle kusaklar arasi geçirgenlige sahip oldugu durumda olusur. Yeterli sürede bilgi kazanilir veya unutulur. Bunu böylesi bir ince dengede devamli olarak tutmak imkansizdir.

Geri Evrim

Aktarmın zamanla azalmasi, eski bilginin unutulmasi ve yeni bilginin edinilmemesi ile olusturulur. Su zamanda gözlemleyebildigimiz tüketen üretici toplumlarda makina maliyetlerinden kaçinmak için isverenin kullandigi isçinin ne bir insiyatifi ne kullanmasina izin verilen zekasi ne de zekasini kullanabilecegi isi disinda bir zamani olabilmektedir. Makinanin isini yapan kisi bir zaman sonra toplum kurallarinca evlendirilerek çocuk sahibi olur. Fakat aktarimdan ve ögrenmeden nasibini almamis kisi çocuguna aktarimda bulunamayacagindan çocuk disarida ögrenmek zorunda kalir. Makinanin yaptigi isi yapan insanlarin olusturdugu toplumlarda ise çocugun disarida da ögrenme sansi kalmamaktadir. Veya fayda endeksli toplumlarda ögrenmeye çalisirken devamli istismar edilmekten istismar ögrenilir ve kisi evinden çikmaz, çocugunu evden disariya çikarmaz. Bu veya buna yaklasik gözlenebilen örneklerin sayica artmasi ile geri evrim olusabilecegi gibi genetik degisime ugramis gidalar ve radyoaktivite ile hizlandirilmasi da olasidir.

*

Şuan doğada yanlızca insanın farkında olduğu nasıl olsa öleceğim gerçeği ile hayatta kalma mekanizması değersizleşmiş ve mantıksızlaşmış görünse de ölüm olgusunu farklı bir boyuta taşımıştır. Ölümü kabullenemeyen manevi bir ölümsüzlük fikri yanında ölümü kabullenen hedonizm, nihilizm gibi akımların bu yolla oluştuğundan daha önce bahsetmiştim. Eğer canlı yaşamının odak noktası olan hayatta kalma mekanizmasına geri dönecek olursak konuyu dağıtmadan; temel sorun ölüm, en yoğun ölüm sebebi yaşlılık, yaşlılık sebebi ise dna içerisindeki yaşlılık geni atfedilen gen kodlaması ise ölüm dediğimiz olgunun temelinde yıkımın yapımı geçmesi yatar. Yani hayatta kalma mekanizmasını kandırmak veya baskılamak yerine;

  1. sorunun idrakı
  2. yaşlılık geninin saptanması
  3. kodlamanın detaylandırılması
  4. dna üzerinden yeniden kodlama veya hücreyi amaçlanan yönde değişime uğratma
  5. yaklaşık bir kanser biçiminde değişen hücrenin vücut içerisine yayılması

Aşamaları ile devamlı yapım ve yıkımı dengede tutulabilirse kişi yaşlanmanın önüne geçmiş olur. Ve muhtemelen bu gene sahip anne ve babanın çocukları da bu geni taşıyacağından bulunuşundan çok daha kısa bir sürede yayılabilir. Bu durumda yanlızca doğum ve gelişim olacağından seleksiyondan sonra zaman da değerini insan için yitirmiş olur.

humuslu kamasutra

Herşeyin temelini oluşturan ihtiyaçları sığ bir mantıkla; hayatının devamı için zorunlu karşılanması gereken(zaruri), alınan bir karar sonrası gidilen yolun gerekliliklerinin ortaya çıkardığı(edinilen) ihtiyaçlar ve hazlar olarak üçe ayırdığımızı varsayalım. Hazlar her ne kadar zaruri ve edinilen ihtiyaçlardan bağımsız gözükse de daha çok bu ihtiyaçları giderirken sağlanır.

Rasyonel düşünen birey ihtiyaçlarını gidermeye yönelik tüketim kararında maksimum faydaya (ve faydanın büyük kısmını oluşturan hazza) ulaşmaya çabalarken mübadele aracı olarak parayı kullanır. Parayı kazanmak ve ihtiyaç gidermek için ise rasyonel bireyin en büyük sıkıntısı olan ve adı iktisatta nadiren geçen zaman mefhumu devreye girer.

Kullanılan bu zamanın tespiti için hayatın içinden çekilen 24 saati yarım saatlik parçalara ayırırsak elimizdeki 48 parçanın maksimum* haz için zorunlu ihtiyaçlarda kullanımı;

  • 48  -16 uyku  -18 iş/okul (ulaşım dahil)  -4 yeme (yiyebilmek için gidilen süre dahil) -3 banyo/tualet -2 üreme niyeti olmayan çiftleşme aktiviteleri

48 parçanın minimum* haz için zorunlu ihtiyaçlarda kullanımı;

  • 48  -10 uyku  -18 iş/okul (ulaşım dahil)  -1 yeme  -2 banyo/tualet

Görüldüğü üzere zorunlu ihtiyaçlarını haz malzemesi haline getirmiş birey edinilen hazlarına zaman ayıramazken, zaruri ihtiyaçlarını minimumda yaşayan kişi gününün çeyreğini edinilen ihtiyaçlarını karşılamaya ayırabilmektedir. Bu noktada ikinci tip yaşayışa sahip bir insanın seçim şansı doğar. Zira birinci tip yaşayıştaki insanın kendi  seçebildiği bir yaşamı olamamaktadır. 

Hazlarını yemek ve seks ile sınırlayan insanlar gördükten sonra bu yazıyı yazma gereği duydum

şizofren edit: bakkal hesabımı sikeyim yenisini yazıcam

köleler nasıl yapılır 2

Doğada bunu göremessin çünkü doğa dürüsstür ve asla üşenmez. Muhtemelen insanlıkla başlamış ve hala olmaya devam eden bir post gerçeklik benim bahsedeceğim. En anlaşılmazı aslolan gerçekten daha güzel değil, daha kolay olduğu için bu yalanlarla yaşıyoruz. Amerikan rüyası dedikleri bu işte; arza yönelik bir talep yaratmak veya olmayan ihtiyaçla üretilmiş sosyal statüler insanı kendini avutmasından öteye gidemez. Bu avuntular ise mutlu amerikan halkını karşılı avutma çerçevesinde bir araya getirir.

Aslında insanın kendini avutmasından öteye gidemeyenler (az önce sosyal statü olarak bahsettiğim) ön statülerdir. Ön statüler muhtemelen anlaşıldığı üzere satın alınabilenler kadardır. Gerçek statü kavramı ise ön statüyü temel alan bambaşka bir kavram.

Aslında bahsetmek istediğim bunlar değildi. İnsanın insana doğrudan yaptığı etki ve kontrolden bahsedeceğim.

Düzeltmek istediğim bir hipnoz kabulü var. Sanılan bir insanın bir diğer insanı uyutup, komutlar vermesi sonrası uyanıklığında komutlara istem dışı itaat ettiğidir. Ama gerçek böyle değildir. Hipnozda aslolan kişinin, karşıdakinin verdiği telkinleri komut olarak kendine yönlendirmesidir. Zaten insan üzerinde dışarıdan kontrol hiçbir şekilde olası değildir. Zekanın hipnoz olma süresiyle orantılı olmasının sebebi de budur.

Ama bahsetmek istediğim bu da değildi. Bunlar anlaşılabilmek için anlattıklarımdı.

Gelelim asıl mevzuya;

Eğer daha önceden düşünmediğin bir konuda fikir ortaya atılırsa ne söylendiğinin bir önemi yoktur, kimin söylediğinin önemi vardır. Sosyal statüler işte tam olarak burada devreye giriyor. Statüyle yaratılan etki yeni fikrin kabulünü sağlıyor. İnsan ilişkileri bu hipnotik düzenle yürür.

En acımasız olanı inisiyasyonla verilenlerin aksine bu insanın hür olduğunu düşünmesidir

masum kalamayız

insanlar kabul etmeseler de yaşamı görüş alanları olarak anlar

görüş alanlarına sığdırdığı zevkleri ise yaşamın gerekliliğini hissettirir

gördüğüm her şey siyaha dönündüğünde ölmüşüm demektir diye düşünürler

bence ölüm çok daha az bir kısmı bunun

basit bir değişim ölüm sayılabilir mesela benim için

bir insan ölür, aynı bedende bir ötekisi can bulur diye düşünürüm

aynı bedende her dirilişimde rahatsız etmekteyken beni bu düşünce

gördüğüm yansımanın arzuladığım insan olduğunu fark ettim

ölmekteydim o sırada

hayatta ender yakalanabilen anlardan bir tanesi

ve anlayınca herkeste de gördüm bunu birer birer

hep o yanında olmasını arzuladıkları muhteşem dostlarına dönüşüyorlardı

ilk bakışda anlaşılmaz olsa da

mantıklı olan da bu değilmiydi zaten

hayatı daha değerli kılabilecek bir üstün insanı

asla bulamayacağını anlayınca

ona dönüşmek

büyük kuşlar, küçük kuşlar

pazar sabahları geçmiş tarihli gazeteleri okumayı severim

bir alışkanlık gibi, eğleniyorum kendi kendime

bugün yine kendi kendime geçmiş tarihli gazetemi okurken

arka sayfalara saklanmış bir haber gördüm

uçağın pervanesine takılan kuşlar uçağı acil inişe zorluyormuş

kuşların göç yollarını değiştirmeyi düşünüyorlarmış

sadece kuşların duyabileceği frekansları kullanarak kaçırmak gibi fikirler de vardı elbette

ama bana sorsalardı civar gölleri kurutun derdim

o çok zengin adamlardan birine söylersiniz 

göllere su imalathaneleri kurar 

hem o biraz daha zengin olur

hem kuşların göç yolları değişir

böylece istediğimiz yere rahatlıkla gidebiliriz

nasıl olsa her şey insan için değil mi?

sonra bir belgeselde gördüğüm kuşları yiyen kuşları hatırladım

dünyanın bilmediğim bir yerinde bilmediğim bir zamanda

büyük kuşlar ölmüş veya yavru kuşları yiyordu

hayatta kalmak gibi temel bir sebebi vardı bunun

bugün avrupa ile afrika arasında yine büyük kuşlar küçük kuşları yiyor

fakat bu gerçekten anlamsızdı

köleler nasıl yapılır 1

inanç sistemlerinden bahsediyoruz, lise yıllarında bunları geyikleri çok yapılır…

o zaman da düşünüyorum ben tabi…

sürekli dinlerden konuşuluyor inanç dendiğinde

-inanç nedir? (dedim konuyu daha teknik incelemek adına) 

-inanç… yani şimdi inandığın şey inançtır yani…

-hayır aga gayet etimolojik bağlamda sordum inanç nedir yani

  • olması umut edilen
  • olması beklenen
  • olması istenmeyen

değil çünkü neticede bunlar;

  • olan
  • olmayan

aidi şu anın gerçekliğinden yola çıkarak tahmin edilenler.

akşamında tdk’dan baktım

inanç, -cı    

a. 1. Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma

    2. Birine duyulan güven, inanma duygusu.

    3. İnanılan şey, görüş, öğreti

    4. din

b. Tanrı’ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat

 Güncel Türkçe Sözlük 

bir nebze dahi tatmin yaşatmayan cevaplar, lakin detaylı araştırmamda daha tatmin edicilerini de bulamadım

Yıllar sonra bugün yine aynı konu üzerinde konuşurken (nedense) birden aygün canavarı* göründü ve “içsel düşün” dedi. Sonra ben düşündüm tabii (yine) ve anladım ki;

ilkel beynin yönlendirmelerine benzeyen (sevgi, korku, öfke, bağımlılık, mutluluk… gibi) fakat doğrudan ilkel beyinde var olmayan bir tetikleyici aslında inanç dediğimiz şey. Ve dikkatli bakınca bunu kontrol edebilmenin, ilkel beyni kontrol edebilmek olduğunu da gördüm. Kişinin kendi ilkel beynini kontrol(self-control) edebilmesinin imkansızlığının yanı sıra (yapabilen kişiyi üstün insan yahut deli olarak çağırırdık) dışarıdan kontrolle insanların en ilkel, en temelli hatta en yoğun duygularına ulaşabilme söz konusudur ki (hasan sabbath); istem dışı bağlılığı yaratır ve gerçek anlamda bir yönetme ancak böyle bir bağlılık boyutunda söz konusu olabilir. 

Yoğun bir inisiyasyonla verilen istemli ve dışardan kontrollü kölelik - bağlılık boyutundaki inanç tanımı olarak

ilkel beyne ait duyguların tetikleyicisi - daha öz bir tanım olarak kullanılabilir

tabi bunlar benim kişisel saptamalarım

yanılgılarım olabilir

biryerleri atlıyor olabilirim

bilelim de kullanalım diye söylüyorum (tanım olarak)

Mar 6

küçükken özel olduğumu düşünürdüm

büyüdükçe sandığımdan daha özel olduğumu düşünmeye başladım

birileri için özel olduğumu bilmeye ihtiyacım var sandım

herkesin özel olduğunu düşündüğünü fark ettim

ve düşündükçe anladım ki

birilerini özel yapan başka birilerinden fazlası değilmiş

insanı daha “yapabilir” hissettiriyor

Mar 2

duygu dediğimiz kavram ilkel beynin türün devamına odaklı dolaylı yoldan yönlendirmesi ise karşındakinin duygularına hitap ederken aslında söylemek istediği seni sikmek istediğidir

 sikmek, -er    

(-i) kaba Erkek cinsel ilişkide bulunmak.(tdk)

başka bir kişiyi zor durumda bırakmak(Türkiye Türkçesi Ağızları)

korkunun bağlılığı getirmesi ne kadar acı bir ironi

korku bir çeşit savunma refleksi

savunma da tehdide karşı oluşur neticede

tehdide bağlılık duymak?

sanki bir şeyi gözden kaçırıyorum

stockholm, lafım sana

olmayandan düşünmek

olmayan üzerinden diyalektik kurmaya çalışan insanları gördüm

sorun tam olarak varlık ve yokluk ispatından geliyor yani;

birşeyin varlığını ispatlayamadığında yok sayarsın fakat

yokluğunu ispatlayamayınca var sayamazsın

birşeyi var sayabilmek için varlığını ispatlaman gerekir

en basit anlatımla bir şeyi gözlemleyemiyorsan yoktur denir

gözlemleyebiliyorsan da vardır

gözlemleyemeyeceğin biryerde olduğu idda edilen birşeyin

varlığını veya yokluğunu ispatlayamazsın

bu durumda o birşey hakkında çözümlemede bulunmak veya varsayıp üzerine kurgulamak mantık dışıdır. Mantık sadece olan üzerinden kullanılabilir. Örnek üzerinden;

evrenin sonsuzluğunu ispatlayamazsın

sınırlı olduğunu da ispatlayamazsın haliyle

sonsuzluğunu ispatlayamadığın için sınırlı olduğunu düşünmek sadece bir kabul olur

aynı şekilde sonsuz olduğunu düşünmek de bir kabuldür. kesinlik içermez.

evren gerçekten sonsuz ya da sınırlı olabilir

ama bunun üzerine yürüttüğün fikir mantığın dışındadır

evrende gözlemleyebildiğim bölümler için “vardır” diyebilirim

fakat gözlemleyemediğim bir bölüm için vardır veya yoktur diyemem

bu durumda gözlemleyemediğim bölümler hakkında ancak gözlemleyebildiklerimin üzerinden fikir yürütebilirim

hiçbir yeri gözlemleyemeseydim hiçbir fikir yürütemezdim

hatta bu nedenle insanlar düşünebildikleri için değil algılayabildikleri için vardırlar (izolasyon tankları)

hayatımda açıp da bir felsefe kitabı okusaydım belki daha doğru dürüst bir anlatım yapabilirdim… zaten yaklaşık böyle birşey